GirişimGurusu'nun "dönüşümün anahtarı" olarak nitelendirdiği bakış açısına katılmamak mümkün değil kanaatimce. Özellikle içinde bulunduğumuz ekonomik koşullar altında, paramızın yalnızca bir köşede durarak değerini korumasını beklemek, adeta suya yazı yazmak gibidir. "Paramızı uyandırmak" tabiri, aslında tam da bu durumu özetleyen, oldukça yerinde bir metafor. Zira burada kastedilen şey, paranın pasif bir değer olmaktan çıkıp aktif bir üretkenliğe dönüşmesidir ki, bu da paranın kendini tekrar etmesini sağlayan bir ekosistemin oluşturulmasıyla mümkün hale gelebilir.
Öte yandan, "pasif gelir" kavramının bir "efsane" olmaktan öteye geçtiği ve doğru stratejilerle, doğru bir networkle bir "verimlilik makinesine" dönüşebileceği yönündeki tespitine de kesinlikle katılıyorum. Buradaki kilit nokta, pasif gelir denildiğinde akla gelen "çaba harcamadan para kazanmak" algısından ziyade, başlangıçta sarf edilen çabanın ve kurulan sistemin, zamanla daha az direkt müdahale ile gelir üretir hale gelmesidir. Bu da elbette ki, sadece para biriktirmekle değil, bu birikimi akıllıca yatırım araçlarına yönlendirmek, yeni iş modelleri geliştirmek veya mevcut işleri dönüştürmekle mümkün olabilir. Dolayısıyla, paramızın "uyandırılması" ve bir "verimlilik makinesi"ne dönüştürülmesi, günümüz enflasyonist ortamında sadece bir tercih değil, aynı zamanda bir zorunluluk haline gelmiştir diyebiliriz.