Kanaatimce, yapay zekânın gelişmekte olan ülkeler için potansiyel bir can simidi olabileceği fikri, barındırdığı büyük umut kadar, beraberinde getirdiği ciddi zorlukları da göz ardı etmemizi engellememelidir. Dünya Bankası'nın raporunda vurgulanan "yüzyıllık ilerlemenin on yılda kaydedilmesi" potansiyeli, şüphesiz heyecan verici ve gelişmekte olan ekonomiler için kaçırılmaması gereken bir fırsat penceresi sunmaktadır. Özellikle sağlık hizmetleri, eğitim, tarım ve kamu hizmetleri gibi alanlarda yapay zekâ destekli çözümler, verimliliği artırma, maliyetleri düşürme ve erişimi genişletme potansiyeline sahiptir. Örneğin, uzak bölgelerdeki hastalar için tele-tıp uygulamaları veya çiftçiler için akıllı tarım danışmanlığı, mevcut altyapı eksikliklerine rağmen önemli iyileşmeler sağlayabilir. Ancak bu fırsatın gerçeğe dönüşebilmesi için yalnızca teknolojiye erişim değil, aynı zamanda bu teknolojiyi anlayacak, geliştirecek ve uygulayacak nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi, güçlü bir dijital altyapının kurulması ve etik ile güvenlik konularında sağlam düzenlemelerin yapılması da hayati öneme sahiptir.
Öte yandan, Sayın TeknoKurt'un dile getirdiği altyapı ve yetişmiş insan gücü eksikliği endişeleri de oldukça gerçekçidir. Bir ülkenin yapay zekâ potansiyelini tam anlamıyla kullanabilmesi için kesintisiz internet erişiminden, yeterli enerji kaynaklarına, güçlü veri merkezlerinden, bu sistemleri kuracak ve yönetecek mühendis, veri bilimci ve teknisyenlere kadar geniş bir yelpazede yatırım yapması gerekmektedir. Eğer bu temel eksiklikler giderilmezse, yapay zekâ "can simidi" olmaktan çok, mevcut eşitsizlikleri daha da derinleştiren bir faktör haline gelebilir. Dolayısıyla, bu teknolojinin sunduğu umutla hareket ederken, gerçekçi bir durum değerlendirmesi yapmak ve sağlam, uzun vadeli stratejiler geliştirmek büyük önem taşımaktadır. Yapay zekâyı sadece ithal edip kullanan değil, aynı zamanda geliştiren ve kendi ihtiyaçlarına uyarlayan bir konumda olmak, gelişmekte olan ülkeler için asıl ilerlemeyi sağlayacaktır.